Pet&Vet Hayvan Dostlarının Dergisi

ŞARBON VE HAYVAN HAKLARI

Şarbon hastalığı uzun süre ülke gündeminde yer aldı. İlk açıklamaların bir kısmı çok da doğru olmayan bilgilerle medyada yer bulurken süreç içinde konunun gerçek uzmanlarına söz verilince insanlar daha doğru bilgiye ulaşmış oldu. Çok anlatıldı ve konuşuldu ancak kısaca PetVet Dergisi okurlarının da arşivinde olması için, Şarbon bu sayıda yer aldı.

Şarbon hayvanlardan insanlara bulaşan pek çok zoonoz hastalıktan bir tanesi. Hastalık etkeni Bacillus anthracis adı verilen bir bakteri. Bakteri, yapısı gereği çok dayanıklı olduğu için uzun yıllar ortamda kalabiliyor. Bu açıdan çok önemli. Yani hastalıkla doğru mücadeleyi yeterince yapmazsanız hiç beklemediğiniz bir anda yeniden hastalık çıkışı görülüyor.

Bir diğer önemli özelliği de hastalanan hayvanda kısa sürede ölüm gerçekleşmesi. Ölen hayvanların da kesinlikle hiçbir ürününden yararlanmadan bütünüyle imha edilmesi ve bölgenin karantinaya alınarak dezenfekte edilmesi gerekiyor. O bölgedeki işletmelerde, tüm hayvanlar beş yıl boyunca Şarbon aşısı ile aşılanıyor. Dolayısıyla hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı açısından önemli bir hastalık.

Aslında Şarbon, ülkemizde özellikle büyükbaş hayvanlarda yıllardır görülüyor, biliniyor ve mücadelesi de yapılıyor. Ancak hastalık çıkışının Kurban Bayramı sonrası olması ve ithal edilen hayvanlarda görülmesi ile Şarbon ulusal basının gündeminde doğal olarak fazlasıyla yer buldu.

Özellikle hayvancılık sektöründe çalışan başta biz Veteriner Hekimler olmak üzere, hayvancılıkla uğraşan, hayvansal ürünlerin işlenmesi alanında çalışan kişiler ve meslek grupları risk altında. Çünkü bulaşma; hasta hayvanla ya da hasta hayvanlardan elde edilen ürünlerle, hastalık etkeni bakterinin bulaştığı ekipmanlarla temas edilmesi ile olmaktadır. Hastalığın görülmesi ise, kişinin hastalık etkenine ne kadar maruz kaldığı ya da bireysel duyarlılığı gibi durumlara göre değişir.

Deri şarbonu, Bağırsak şarbonu ve Akciğer şarbonu olmak üzere 3 tipi vardır. En sık görülen ve hafif olan formu Deri Şarbonu’dur. Bağırsak Şarbon’u hasta hayvanın et, süt ürünlerinin tüketilmesi sonucu görülür ve daha ağır bir tablo gelişir. En ağır olan ise solunum yolu ile bulaşan Akciğer Şarbonu’dur.

İnsanlarda hastalığın tedavisinde, her hastalıkta olduğu gibi, erken teşhis önemlidir. Sonrasında uygun dozda antibiyotik ve destek tedavilerle iyileşme görülür. Ancak hastalık dikkate alınmadığı ya da atlandığı durumlarda tedavi edilmezse öldürücü olabilir.

Şarbon hayvanlarda aşısı olan bir hastalık olduğu için aslında yeterli ve doğru planlanmış Veteriner Hekimlik Hizmetleriniz varsa bu hastalığın bu kadar sorun olmaması gerekir. Özellikle halka, kontrolsüz kesimi yapılmış hiçbir hayvansal ürün ulaşmamalıdır. Bu yüzden de denetimleri yapılan, resmi, kayıtlı işletmelerin ürünleri tercih edilmelidir.

Bu noktada bu tip zoonozların hayvanlarımızı tehdit etmemesi ve insan sağlığına zarar vermemesi için yapılması gereken; Koruyucu Veteriner Hekimlik Hizmetlerinin doğru ve etkin yönetilmesi ve uygulanmasıdır.
Koruyucu Hekimlik Önlemlerini kısaca; Aşılama, Dezenfeksiyon, Hijyen, Hayvan Refahı, Hayvan Hareketlerinin Kontrolü olarak sayabiliriz.

Ancak ne yazık ki ithal edilen ve uzun süre kötü şartlarda yolculuğa maruz kalan dolayısıyla bağışıklık sistemi düşmüş olan hayvanlarda, bulunduğu ortamlarda yıllarca kalabildiğini söylediğimiz Şarbon bakterisi, yeniden etkisini göstermiş ve hayvan ölümlerine neden olmuştur.

Hayvan Hakları açısından değerlendirdiğimizde, hayvanların en temel hakkı; “Yaşam” yani “Sağlıklı Yaşam Hakkı”dır. Bunun sağlanması için de; Veteriner Hekimlerin kontrolünde rutin paraziter tedavilerinin, koruyucu aşılamalarının yapılması, bakım ve beslenmeleri hakkında etiyolojilerine uygun yaşam koşullarının sağlanması gerekir.

Gıda amaçlı yetiştirilen hayvanlarda hayvan hakları kapsamında, hayvan refahına yönelik kriterler de belirlenmiştir. Ne yazık ki ithalat yalnızca ülkemizin hayvancılığına zarar vermemekte aynı zamanda hayvan haklarının da korunamaması demektir. Yine aynı şekilde Kurban Hizmetleri sırasında hayvan refahı ve halk sağlığı ayağı hep eksik bırakılmaktadır.
Bunun ne kadar yanlış olduğunu da Şarbon hastalığının çıkışı ile bir kez daha görmüş olduk. Kötü koşullarda uzun süre yolculuk yapmak zorunda kalan hayvanlar, refah koşulları sağlanamadığı için bağışıklık sistemlerinin zayıflaması nedeni ile pek çok hastalığa yakalanma riski taşımaktadır. Koruyucu hekimlik hizmetleri de yeterli düzeyde verilemezse ne yazık ki hayvanların sağlıklı yaşam hakkından söz edilmesi mümkün değildir.

Tüm hayvanlarda temel hak olan sağlıklı yaşam hakkı için, öncelikle Veteriner Hekimlere ihtiyaç vardır. Veteriner Hekimlerin de etkin olarak görev yapabilecekleri yasal ve kurumsal düzenlemelere ihtiyaçları olduğu da unutulmamalıdır.

Şarbon hastalığının en yaygın görüldüğü hayvanlar; geviş getirenlerden gıda amaçlı tüketimi yapılan; sığır, manda, koyun, keçi gibi hayvanlardır.

Evde beslediğimiz hayvanlarımızdan olan kedi ve köpekler ısıl işlem görmüş hazır mamalarla beslendikleri için Şarbon olma riski bulunmamaktadır.

Hayvansal ürünleri evcil hayvanlarımız dahil ailemizin tüm üyeleri olarak, kontrollü, kaynağı bilinen, kayıtlı işletmelerden ve üreticilerden temin etmemiz ve et ürünlerinin pişirme koşullarına uygun tüketilmesi gerektiğinin de halk sağlığı adına altını çizmekte fayda var.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.

Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG
İzmir Veteriner Hekimleri Odası Genel Sekreteri

Yoruma kapalı.